Buram buram kasvet! Zaten günlerdir içinde bulunduğum depresyon hali Ankara'nın ''muhteşem'' havasıyla daha da keyifli bir hale geldi. Ayağımdan çıkarmadığım converselerim bugün konuştular benimle ;
-''cork, cork cork cork''
henüz anlamını çözemedim ama iyi birşey değildi kesin. Birde benimle ulu orta herkesin önünde tartıştılar.Hiç hoş değildi.
Geçen kış babamın giymeyeyim diye onları saklaması ardından benim onları bulmak için özel arama kurtarma çalışmaları düzenlememden sonra aslında aramız baya düzelmişti. Ne diyebilirim ki insan bazı şeylerin değerini ancak kaybedince anlayabiliyor. Ama bu son 1000 yılın en soğuk kışı meselesi converslerimi bir kenara kaldırmam gerektiği gerçeğini yüzüme tokat gibi çarptı... ya da pardon soğuk bi rüzgar gibi yağmur gibi mi demeliyim öyle bişey işte adamın suratını parçalıyor.
Okulda ayrı bir işkenceye dönüşüyor her dersimin farklı bir binada olduğunu düşünürsek gün boyu istikrarlı bir şekilde yağan yağmur sayesinde ıslak insan kokumu çok iyi muhafaza ettim. Kendi kokum yetmiyormuş gibi eve dönerken bindiğim otobüs ve lahmacun kıvamındaki terle karışık ıslak insan kokusu...
Çok güzel bir gündü Ankara!
ANKARA ANKARA GÜZEL ANKARA SENİ GÖRMEK İSTER HER BAHTI KARA!
BENDEN SANA NE?
8 Ekim 2010 Cuma
6 Ekim 2010 Çarşamba
Benim de gelmiş deri değiştirme zamanım!
Ya arada olur ya böyle arada kızların deri değiştirme dönemi gibi birşey; aynaya bakınca ''öğhh bu ne ya'' demeler başlar,yüzünde nokta kadar sivilce çıksın yok büyür o kızın gözünde hani yanından Yıldız Tilbe geçse dönüp
''yıldız ablam nedir bu güzelliğinin sırrı'' dicektir neredeyse. Gereksiz paranoya yapılır; mesela kız okula gider kantinde iki kız gülüşsün bizimkisi hemen üstüne alınır '' bana mı gülüyo acaba bu kaltaklar'' diye tedirgin olur gerilir en acımasız bakışlar atılır. Güzel kızlara kıl olunur hele bir arkadaşı o kızlardan birine hoş falan desin her türlü bok atılır
''ay saçmalama oğlum biliyorum ben onu acayip kaşar bişey. yılan o yılan, baksana bakışlarından belli zaten sinsi bişi.yok yok bacaklarıda yamuk zaten,ne o bilekler odun gibi valla ben daha güzelim dimi?....dimi ya. evet lan güzelim kesin!''.
Her zaman görmek için yolunu uzattığı yakışıklıları görünce koşarak uzaklaşır falan. Kız çekilmez bir hal alır kısacası ne arkadaşları çeker ne sevgilisi çeker ne de kız kendi kendini çekebilir zaten. Reçetesi belli kızın saç baş değişicek kıyafetler değişecek komple boya cila falan.
Bende hani az evel bok yemiş gibi bir ifadeyle dolaşıyorum günlerdir. Gelmiş benim de deri değiştirme zamanım; eskisinden de yaptırırı veririm bi çanta oooohhh!
''yıldız ablam nedir bu güzelliğinin sırrı'' dicektir neredeyse. Gereksiz paranoya yapılır; mesela kız okula gider kantinde iki kız gülüşsün bizimkisi hemen üstüne alınır '' bana mı gülüyo acaba bu kaltaklar'' diye tedirgin olur gerilir en acımasız bakışlar atılır. Güzel kızlara kıl olunur hele bir arkadaşı o kızlardan birine hoş falan desin her türlü bok atılır
''ay saçmalama oğlum biliyorum ben onu acayip kaşar bişey. yılan o yılan, baksana bakışlarından belli zaten sinsi bişi.yok yok bacaklarıda yamuk zaten,ne o bilekler odun gibi valla ben daha güzelim dimi?....dimi ya. evet lan güzelim kesin!''.
Her zaman görmek için yolunu uzattığı yakışıklıları görünce koşarak uzaklaşır falan. Kız çekilmez bir hal alır kısacası ne arkadaşları çeker ne sevgilisi çeker ne de kız kendi kendini çekebilir zaten. Reçetesi belli kızın saç baş değişicek kıyafetler değişecek komple boya cila falan.
Bende hani az evel bok yemiş gibi bir ifadeyle dolaşıyorum günlerdir. Gelmiş benim de deri değiştirme zamanım; eskisinden de yaptırırı veririm bi çanta oooohhh!
Kaydol:
Yorumlar (Atom)